Yeme içme işleri : Belgrad gezisi

watermarked-IMG_2555

Bakmayın yeme içme dediğime, genelde iş için seyahat ediyorum. Yine iş için gitmiştim Belgrad’a. Fakat bu defa bir değişiklik yaptım, Belgrad’a eşimle gittim. Hal böyle olunca şehri daha çok gezme fırsatı buldum. Çok beğendiğim, özgün bulduğum bazı yeni mekanlar keşfettim. Aşağıda bazılarını sizlerle de paylaşacağım. Kış zamanı gittiğimiz için bolca karlı bir Belgrad gezisi oldu. Hava soğuk olunca ısınmak için vurduk kendimizi kafelere, restoranlara. İşin bir de gezmeli görmeli yerleri var tabi, ama o konuyu bir sonraki Belgrad yazısına bıraktım. Onu da çok beğeneceğinizden eminim. Yemek işine girmeden önce Sırpça hakkında fikrimi bildirmek istiyorum. Sırpça, Rusça’nın yumuşama işareti ( мягкий знак ) olmayan hali. Yani Rusçanız iyiyse Sırpça yüzde yetmiş biliyorsunuz demektir. Ben hiç zorluk çekmedim. Hadi o zaman Belgrad’ın bohem sokağı olan Skadarlija‘dan başlayalım.

Continue reading “Yeme içme işleri : Belgrad gezisi” »

Okunma sayısı:  1,195

Devamı

Kahvenin Avrupa’ya gelişi: Lviv gezisi

kulchichkiy1

Son zamanlarda değişik şehirlere giderken hikayesi olan kafeler arıyorum. İstanbul’da yok mu diye sorarsanız, çoğu benzer isimli, markalaşmış, tek örnek, AVM’lerin ilk katına sıkışmış kahvecilerden bahsetmiyorum. Masa sayısı mütevazi, kahvesi lezzetli, tasarımı özgün olan şehirli mekanlardan bahsediyorum. Bana kalırsa bu şekil kafeler aynı zamanda şehrin şehirliliğinin ( urbanisation ) de bir göstergesidir. Bahsettiğim tür kafelere Türkiye’de de Kırklareli ve Eskişehir’de rastlayabilirsiniz. Sanırım ne tür mekanlardan bahsettiğimi anlamışsınızdır.

Meseleyi dallandırmadan esas konuya giriş yapalım. Bugün size bir adamdan bahsetmek istiyorum – Yuriy Franç Kulchichkiy ( Юрій-Франц Кульчицький ). Bu adamın hikayesini Lviv’de duydum, çok ilginç buldum. Sizlerle de paylaşmanın yerinde olacağını düşünüyorum.

Continue reading “Kahvenin Avrupa’ya gelişi: Lviv gezisi” »

Okunma sayısı:  963

Devamı

Mazoşizmin isim babası: Lviv gezisi

Lviv

Çok okuyan mı, çok gezen mi diye sorarlar ya, okuyan daha çok bilir, baştan söyleyeyim. Fakat gezmeyi de ihmal etmemek lazım. Öyle kuru kuru gezmekle de olmuyor, gezdiğin yerleri inceleyeceksin de, merak edeceksin. General Bonopart, eğitim için, gezi için bulunduğu, hasbelkader geçtiği bütün şehirlerin olası saldırı ve savunma planlarını çizermiş. Bu çizimler daha sonraları o şehirleri ele geçirmekte, yada savunmakta çok hayati rol oynamış. Tabii ki, sizlerden beklediğim gittiğiniz yerler müstahkem mi diye kafa yormanız değil, sadece gezdiğiniz yerlerin özelliklerini öğrenmenizdir. Bu anlamda gezdiğiniz yerlerin hikayesini bilmek önemlidir. Yada tersten okursak, hikayesini bildiğiniz yerleri gidip görmek de önemlidir.

Continue reading “Mazoşizmin isim babası: Lviv gezisi” »

  1,232

Devamı

Gez gez bitmez

sokak

Uzun zamandır blog’u ihmal ettim. Kitap okumak durdu mu? Hayır tabii ki…Tam hızla devam. Sizlere önereceğim yığınla kitap birikti. Sadece günümüz insanının malum zaman sıkıntısı işte. Bu aralar yönettiğim şirkette de bazı köklü değişiklikler oldu. Haliyle fırtına zamanları kaptanın dümene geçmesi gerek. Ben de öyle yaptım. Zamanın büyük bölümü “dümen” işine ayrılınca blog da öksüz kaldı haliyle. Belki daha önce bahsetmiştim, profesyonel mesleğim dış ticaret. Hal böyle olunca gezmediğim ülke, bulunmadığım şehir kalmadı. ( Bu ne şimdi? Ukalalık mı? ) Uzun zamandır gezdiğim, gördüğüm, hayran kaldığım, beğenmediğim, farklı bulduğum, bana değişik gelen ne varsa sizlerle de paylaşmak istiyordum. Bu konuda zorlanmayacağımı düşünüyorum, nitekim her gittiğim yerde notlar aldım, bir daha geri gelirim diye küçük pusulalar biriktirdim. Açıkçası sizlerin de işinize yarayacağını düşünüyorum. ( İşe yaramasa neden paylaşayım? )

Continue reading “Gez gez bitmez” »

  686

Devamı