Bir sürgünün hikayesi – Karşı satranç

Korchnoi

Ben bu yazıyı yazmaya başlarken Moskova’da devam eden 2016 FIDE Adaylar satranç turnuvasında son maçlar oynanıyor. 7.5 puanla GM Caruana ve GM Karjakin ilk iki sırayı paylaşıyorlar. GM Anand‘ın hala şansının devam etmesine rağmen, muhtemelen dünya şampiyonu GM Carlsen‘ın karşısındaki masaya bu iki genç ustadan biri oturacak. Yaşımın yettiği bütün satranç dünya şampiyonalarını izlemiş biri olarak, bu turnuvaların sadece turnuva olmadığını çok iyi biliyorum. Satranç, belirli bir zamanda, en yüksek konsantrasyonla en etkili kararları verebilme sanatı olduğuna göre, dünya şampiyonaları bu şartlara sahip en etkili insanın, dolayısıyla da, en “akıllı” insanın seçilme yerleridir. Hal böyleyken, oyunun içine, en “akıllı” insanın kendi ulusundan çıkmasını arzulayan oyun dışı istekler ve politikalar giriyor. Bu çerçeveden bakarsak, bir çok dünya şampiyonası maçları hipnoz, para-psikoloji, sarı perdeler, aynalı gözlükler ve b. spekülasyonların gölgesinden kurtulamamıştır. Viktor Lvovich Korchnoi‘un hikayesi bütün bu satranç dedikodularının azami yaşandığı bir sürgün hikayesidir.

Öncelikle Türkiye’de hem satranç hem de biyografi edebiyatının eksikliğinin eleştirisini yapmam gerekiyor. Bir zamanlar Sovyet satranç ustalarının dünyadaki hegemonyasını satranç edebiyatının bolluğu ile açıklıyorlardı. Gerçekten Sovyetler’de yayımlanan satranç edebiyatı, geri kalan ülkelerdeki toplam satranç kitabı sayısının 10 kat üzerindeydi. İnternetin kişisel kullanımımıza girmesi ile bu gibi sorunların çoğu aşıldı. Artık erişilemeyen, yazılı edebiyat eksikliğinden ulaşılamayan bilgi kalmadı. Malesef, ülkemiz bu edebiyatı tercüme etmek işinde hayli geri kalmış. durumda. Bir çok satranç ustası aynı zamanda iyi bir biyografi yazarıdır. Ne yazık ki, bu kitapların bir çoğu dilimize tercüme edilmemiştir. Bu yazımda sıklıkla referans alacağım kaynakların başında gelen Korchnoi’un kaleme aldığı “Karşı Satranç – hainin notları, geri dönmeyenin geri dönüşü” kitabı da Türkçe’ye tercüme edilmemiştir. Biyografi, özellikle de otobiyografi yazmama konusundaki ısrarımıza başka bir yazımda genişçe değineceğim.

Yeri gelmişken “geri dönmeyen” kavramını da açıklamak istiyorum. Sovyetler zamanında yurt dışına çıkmak sadece uluslararası sporculara ve diplomatik misyon çalışanlarına mahsus bir ayrıcalıktı. Adı üstünde, demir perde yönetiminin anlamı da budur. Burada amaçlanan, ülke vatandaşlarının yurt dışına çıkarak ister ekonomik, isterse de insan hakları anlamında daha iyi yaşam standartlarını görerek geri dönmek istememesinin karşısını almaktı. Bu haller ülkenin ve savunduğu ideolojinin prestijini büyük darbe vuruyordu. Bu yüzden herhangi bir sebepten birisi yurt dışına çıkarsa, kesinlikle ailesinden birileri yurt içinde kalmak zorundaydı. Örneğin Spartak Mosokova futbol kulübünün kalecisi şampiyonlar ligi müsabakasına giderken, varsa çocuğu, eşi ve s. mutlaka ülkede kalmak zorundaydı. Aksi takdirde ülkeye geri dönmeye bilir, gittiği yerde kalabilirdi. Bu eylemde bulunanların Sovyetler Birliği’ndeki genel adı ise “geri dönmeyen” lerdi ( невозвращенец ).  Aslında büyük usta Korchnoi’un da başına gelen budur.

Hristiyan anne ve Yahudi babanın çocuğu olan Krochnoi çok kötü çocukluk yılları geçirir. O zamanki adı ile Leningrad’da ( Şimdi Sankt Peterburg ) doğar ve 2. Dünya Savaşı’nın ünlü Leningrad kuşatmasını yaşar. Neredeyse bütün büyük satranç oyuncuları gibi o da çocuk yaştan bu oyunun büyüsüne kapılır. Son derece başarılı bir satranç kariyeri yapar ve defalarca Sovyetler şampiyonu olur. 1950′lere geldiğinde artık herkesin isminden saygı ile bahsettiği bir büyük usta olur.

candidatos-karpov-korchnoi

V.Korchnoi ve A.Karpov

Satrançta tam da ustalığını kanıtladığı zamanlar Korchnoi’dan, o zamanlar dünya şampiyonluğu için hazırlanan genç ve milliyetçe Rus olan GM Karpov‘un antrenman takımında yer alması istenir. Gelecekte Karpov’u yenerek dünya şampiyonu olmayı hedeflediği için onun antrenman takımında çalışarak stratejilerini öğrenmeyi etik bulmaz ve teklifi reddeder. Bunun üzerine büyük ustanın kötü günleri başlar. Sovyet spor idaresi ve Sovyet Satranç Federasyonu tarafından sürekli baskıya maruz kalır. Ülke yönetimi tarafından satranç şampiyonalarına gönderilmeyen Korchnoi ülkeden ayrılmayı kafasına koyar. 1970′lerin başında ilk denemesini yapar ama başarılı olamaz. Arkasından daha şiddetli baskı ile karşılaşır. Hiçbir uluslararası karşılaşmaya gönderilmez ve satranç kamuoyundan izole edilir. 1976 senesinde yine politik sebeplerden Amsterdam’da yapılan bir turnuvaya katılım izni alır. Korchnoi bu turnuvadan GM Tony Miles‘ın da yardımı ile geri dönmez. İlk önce Hollanda’da yaşar, daha sonraları kendisine siyasi sığınma veren İsviçre’ye taşınır ve İsviçre bayrağı altında sayısız başarılara imza atar.

1978 ve 1981 senelerinde Karpov’la dünya şampiyonluğu ünvan maçı oynar ve ikisini de kaybeder. Her iki dünya şampiyonluk serisi Korchnoi için çok acımasız olaylara sahne olmuş, büyük oyuncunun kimliğinde derin izler bırakmıştır. Yenilmesini temin etmek için daha sonra boşandığı eşi ve oğlu hapsedilmiş, türlü zehirlenme ve ışınlanma girişimlerine, şantajlara göğüs gelmek zorunda kalmıştır. 1981′deki turnuvada dünya kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmek ister, bu şekilde en azından oğlunun serbest bırakılması için çaba harcar, ama bu çabası yeterli karşılık bulmaz. Oğluna kavuşmak için dönemin en iyi satranç oyuncularını yenerek dünya şampiyonluk maçına ulaşan, ama maça yoğunlaşmadan ailesini kurtarmanın peşine düşen bir babadır aslında Korchnoi. Satranç dünya şampiyonluk maçı onun için kişisel problemlerini anlatabileceği en iyi mecraydı. Korchnoi ilerleyen yaşına rağmen iki kez bu hakkı kullanmayı başarmıştır. Burada Korchnoi’un yaşayan en ihtiyar aktif satranç ustası olduğunu da belirtmem gerekiyor.

Zamanın her şeyin ilacı olduğuna inanmıyorum. Bana göre geciken adalet, adalet değildir. Geçen zamanın Sovyetler Birliğini tüm kurumları ile birlikte tarihin tozlu sayfalarına gömmüştür. Korchnoi ise ilerleyen yaşına rağmen satranç şampiyonalarında boy göstermeye devam eder. Tam 16 yıl sonra, eski psikologu Rudolf Zagaynov ile bir turnuvada karşılaşır. Zaman geçmiş, ama doğup büyüdüğü eski vatanına karşı küskün duygular kaybolmamıştır. Bana kalırsa, sürgünler vatanlarına küsmezler, ordaki dostlarına küserler. Şimdi farklı parçalarını anlatacağım röportaja bir satranç dergisinde rastladım. Korchnoi başından geçen bilinmeyenleri net bir şekilde açıklıyor. O, eski dostları olan Alehin‘e, Spassky‘ye hala çok kırgındır. Sovyet federasyonunun sırf yahudi olduğu için ona ayrımcılık yaptığını düşünmektedir. Burada Kasparov‘u tipik bolşevik diktatör olarak tanımlamaktadır ki, Kasparov’un şimdiki politik karyeri açısından düşündürücüdür. Krochnoi’a göre Bolşevizm’in üç temel özelliği Kasparov’da yaşamaktadır, bunlar:

- Kim bizimle değilse karşımızdadır.

- Düşman teslim olmuyorsa yok edilmelidir.

- Tam olarak ne olduğundan haberim yok, ama başladığım işi bitirmeliyim.

Ama Zagaynov’un sorduğu “Sana göre gelmiş geçmiş en büyük oyuncu kim” sorusuna da Kasparov yanıtını verebilecek kadar da dürüsttür, Korchnoi.

tal korchnoi

M.Tal ve V.Korchnoi

 

Benim en sevdiğim satranç oyuncularının başında Mihail Tal gelir. Röportajda bu büyük usta hakkında da daha önce hiç duymadığım mülahazalara rastladım. Ona göre Tal, çok zeki bir insan. “Tal’in iki kadını oldu hayatında. İkisi de ona gel gidelim buradan dediler. O ise Sovyetler’de kalarak Karpov’un kölesi olmayı seçti.” Burada Tal’in Karpov’un antrenman takımında olduğunu hatırlatmamda yarar var.

Bu röportajda ilgimi en çok çeken konu ise, Korchnoi’un dünya şampiyonluğu maçlarında yaşanan para-psikolojik baskı örnekleridir. ” Dünya şampiyonluğu maçlarında her şey olur, hipnozdan başlayarak her türlü etkileşim serbesttir. Aşırı yoğunlaşmadan dolayı, sadece rakibinle değil, eşyalarla, hatta ölülerle bile oynarsınız. Bir keresinde Spassky çok basit bir hamleyi yapmadı ve maçı kaybetti. Oyun sonunda sordum ona, neden at D4-F5 oynamadın diye? Bondarevsky izin vermedi dedi, oysa Bondarevsky çoktan ölmüştü. Bir keresinde de Karpov’la karşılaşmam sırasında karşımda, Karpov’un yerinde oturan çok yaşlı ve kel birini gördüm. Sanırım Karpov’un ihtiyar haliydi. Hemen sonrasında Karpov yanlış yaptı ve teslim oldu. ”

Anatoly Karpov ve Viktor Korchnoi Mareno'da

Anatoly Karpov ve Viktor Korchnoi Mareno’da

 

Korchnoi, özellikle Merano’daki maçta Karpov’un adamlarının onu etkilediğini, değişik ışınlara maruz kaldığını, hayatında ilk kez gözlerinin ağrıdığını anlatıyor. Korchnoi’ya göre seyircilerin ilk sırası tamamen istihbarat servisi çalışanlarıydı. Bu iddiaların ne kadarı gerçek, ne kadarı Korchnoi’un sanılarıdır bilinmez, ama satranç dünya şampiyonluk maçlarındaki oyun dışı etkileşim de inkar edilemez.

karpov korchnoi

Uzun zaman sonra A.Karpov ve V.Korchnoi

Ülkemizde satranç oyunun gelişimi için her yıl yeni bir şeyler deneniyor. Bunu başarmak için ülke büyüklerinin gittiği yerlerde oyuncak niyetine kalabalıklara satranç fırlatması, ya da ilkokullara zorunlu satranç dersleri koyulması kesinlikle yeterli değildir. Bütün bu kültürün, edebiyatın, özellikle biyografilerin ve oyun analizlerinin tercüme edilmesi gerekmektedir. Bir şeyleri toplumca başarmanın yolu, ülkede o şeyin ekolünü yerleştirmekten geçer. Satranç sistematik düşünme becerisi gerektiren bir spor dalı olduğu için, ülkemizde bu alanda ekol oluşturmak halter sporu dalında ekol oluşturmaktan çok daha zordur. Bütün görevi satranç oyuncularına, ya da satranç federasyonuna yüklersek kesinlikle başarılı olamayız. Tercümanların yukarıda bahsettiğim kitapları tercüme etmesi, matbaaların basması gerekir. En azından spor gazetelerinin satranç muhabirleri çalıştırması gerekir. Halkın böyle bir talebi yoksa, gazetelerin ve dergilerin devlet tarafından sübvanse edilmesi gerekir. Kesinlikle aylık, üst düzey satranç dergisi çıkartılması gerekir. Yoksa okullara satranç takımı dağıtmakla bu işin olmayacağı aşikardır.

Yazımı bitirene kadar aralarında en genç aday olan GM Karjakin, GM Caruana karşısında hakettiği bir galibiyet aldı. Bu sene çok çekişmeli bir  Carlsen – Karjakin, dünya şampiyonluk maçının bizi beklediğini düşünüyorum.

 

Okunma sayısı:  1,391

2 thoughts on “Bir sürgünün hikayesi – Karşı satranç

  1. İnsanlığın yarattığı en karmaşık zeka sporu olan satrancın bir çok fenomeni var. Satranç severler için bu sporun geçmiş “süperstarlar”ının maçları değil yazıda da belirtildiği gibi yaşamları da birer merak konusu. Her biri çok yönlü ve filmlere konu olabilecek sıradışılıkta hayatlar yaşamışlar . 16. Yüzyılda yaşamış satranç ustası Ruy López de Segura’dan 21. Yüzyılın ilk çeyreğinin bitiminde Magnus Carlsen’e kadar uzanan çok uzun ve etkileyici fenomenler listesi bu.
    Viktor Korchnoi, satranç tarihinde çok özel bir yere sahip fenomenlerden biri gerçekten. Kariyeri boyunca değişik oyun stilleri geliştirdiği için oynanması zor bir oyuncuydu, özellikle oyunsonlarını çok iyi oynardı. Korkunç İvan lakabını boşuna almamıştı.
    İlginç olan genelde satranç tarihindeki büyük oyuncuların tersine yaş aldıkça zirveye çıkmış bir oyuncu. İlk büyük başarılarını 30’lu yaşlarından itibaren kazanırken dünya şampiyonluğu için unvan maçlarına 47 ve 50 yaşlarında çıktı (oynadığı Karpov’dan 20 yaş daha büyüktü). Hâlbuki Sovyet Satranç Federasyonu, genç oyuncular politikasını başlattığı 1969 yılında daha otuz sekiz yaşındayken onu yaşlı oyuncu kategorisine koymuştu.
    Dünya satranç şampiyonluğu için ilk kez adaylar turnuvasına katılım hakkı alması 1962 yılında olurken 1991 yılında altmışında 10. kez yine adaylar turnuvasına katılmayı başarmış büyük oyuncudur. 2007 yılında FIDE’nin rating listesinde ilk 100 içinde (87. Sırada) yer aldığında 76 yaşındadır. Dahası 2009 yılında tekerlekli sandalyesiyle 78 yaşında İsviçre Satranç Şampiyonu oldu.
    Korchnoi, Sovyet Satranç Okulu’nun ilk kuşağının Boris Spassky’le beraber yaşayan son temsilcilerinden ama hep Sovyet Satranç Federasyonunun da üvey evladı oldu. Yazıda Sovyet yönetiminin 1978 ve 1981 unvan maçlarında ailesi üzerinden ve diğer şekillerde onu nasıl etkilemeye çalıştığı çok iyi aktarılmış. Daha 1975 yılında (henüz sürgün olmamışken ) unvan maçına Bobby Fischer’in karşına çıkacak oyuncuyu belirlemek için yine Karpov’la karşı karşıya gelirken ona yapılanlar yine korkunç. Maç öncesi bir sürü tehdit, hakaret ve hatta David Bronstein gönüllü olmasa mentörlüğünü yapacak birini bile bulamamıştı. Buna rağmen 12,5 -11,5 ile tek maç farkıyla Karpov’a kaybetti.
    23 Mart’ta 85. Yaşını kutladı Korchnoi. Tam anlamıyla yaşayan bir efsane, ne diyelim daha nice yıllara…

  2. Değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Yazıdaki tüm boşlukları doldurmuşsunuz. Umarım bütün bu biyografiler tercüme edilir de, satranç tarihi geniş kitlelere yayılır.

Bir Cevap Yazın