Bir sürgünün hikayesi – Karşı satranç

Korchnoi

Ben bu yazıyı yazmaya başlarken Moskova’da devam eden 2016 FIDE Adaylar satranç turnuvasında son maçlar oynanıyor. 7.5 puanla GM Caruana ve GM Karjakin ilk iki sırayı paylaşıyorlar. GM Anand‘ın hala şansının devam etmesine rağmen, muhtemelen dünya şampiyonu GM Carlsen‘ın karşısındaki masaya bu iki genç ustadan biri oturacak. Yaşımın yettiği bütün satranç dünya şampiyonalarını izlemiş biri olarak, bu turnuvaların sadece turnuva olmadığını çok iyi biliyorum. Satranç, belirli bir zamanda, en yüksek konsantrasyonla en etkili kararları verebilme sanatı olduğuna göre, dünya şampiyonaları bu şartlara sahip en etkili insanın, dolayısıyla da, en “akıllı” insanın seçilme yerleridir. Hal böyleyken, oyunun içine, en “akıllı” insanın kendi ulusundan çıkmasını arzulayan oyun dışı istekler ve politikalar giriyor. Bu çerçeveden bakarsak, bir çok dünya şampiyonası maçları hipnoz, para-psikoloji, sarı perdeler, aynalı gözlükler ve b. spekülasyonların gölgesinden kurtulamamıştır. Viktor Lvovich Korchnoi‘un hikayesi bütün bu satranç dedikodularının azami yaşandığı bir sürgün hikayesidir.

Continue reading “Bir sürgünün hikayesi – Karşı satranç” »

  1,326

Devamı

Osmanlı’ya bakmak – İlber Ortaylı

Osmanliya bakmak

Türkiye’de tarihe ilgi duyan herkesin İlber Ortaylı okuduğu aşikardır. İlber Ortaylı’nın Halil İnalcık hoca gibi tarife de, anlatıma da gereksinimi yoktur. O yüzden bu yazıda sizlere kitabı tanıtmaktan çok hocanın değindiği bazı konular hakkında kendi yorumlarımı sıralamayı düşünüyorum. Öncelikle İnkilap yayın evinden çıkan bu kitabı çok zevkle okuduğumu belirtmek isterim. İlber Ortaylı’nın her kitabı gibi, Osmanlı’ya Bakmak – Osmanlı çağdaşlaşması kitabı da genel okuyucuya hitap eden, yorulmadan okuyabileceğiniz, sohbet tadında bir kitap. Bazı bölümleri tarihle daha iç içe olanlar, belki tarih bölümü öğrencileri için düşünülse de, genelde Türk okurunun kolayca anlayacağı şekilde kaleme alınmıştır. Kitapta gündemi de ilgilendiren, Türkiye’nin parlamento ve seçim geleneğine genişçe yer verilmiş.

Continue reading “Osmanlı’ya bakmak – İlber Ortaylı” »

Okunma sayısı:  2,010

Devamı

Çözüm önerisi

watermarked-IMG_0112

Aslında herkes farkındadır ne kadar kötü bir zamanda yaşadığımızın. Bir tarafta gırtlağımıza yapışmış terör, bir tarafta çevre duyarsızlığı, nepotizm, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, tecavüzler. Toplumun genel eğitim düzeyinin istenen seviyeye gelememişken, her geçen gün bir basamak geri gitmesi. Sadece son yıllarda üniversiteye giriş sınavındaki ortalama başarımıza bakmak bir çok şeyi açıklıyor. Komşumuzda süren insanlık dramının getirdikleri de bu kanayan yaramıza tüy dikecek. Daha Almanya’daki stadyumlara asılmış Türkçe “mangal yapmayınız” uyarı levhalarının hatırası tazeyken biz dil bilmeyen, görgü tanımayan, kültür kelimesi ile zıt bir toplulukla aynı mahallede yaşamak zorunda bırakıldık. Yollar dilenci, sokaklar karın tokluğuna çalışmaya hazır, Türkçe konuşamayan, kullanılmış çocuk bezini sokağa bırakacak kadar kültür yoksunu insanlarla doldu. Kendi ülkesindeki savaşı bırakıp gelmenin yıkık psikolojisi ile ezilmiş insanların yarasını sarmaya çalışacağız. Yazmakla tükenmez, ama bir çok problemimiz var ve hepsinin ana kaynağı cehaletimiz.

Continue reading “Çözüm önerisi” »

  1,079

Devamı

Yeme içme işleri : Belgrad gezisi

watermarked-IMG_2555

Bakmayın yeme içme dediğime, genelde iş için seyahat ediyorum. Yine iş için gitmiştim Belgrad’a. Fakat bu defa bir değişiklik yaptım, Belgrad’a eşimle gittim. Hal böyle olunca şehri daha çok gezme fırsatı buldum. Çok beğendiğim, özgün bulduğum bazı yeni mekanlar keşfettim. Aşağıda bazılarını sizlerle de paylaşacağım. Kış zamanı gittiğimiz için bolca karlı bir Belgrad gezisi oldu. Hava soğuk olunca ısınmak için vurduk kendimizi kafelere, restoranlara. İşin bir de gezmeli görmeli yerleri var tabi, ama o konuyu bir sonraki Belgrad yazısına bıraktım. Onu da çok beğeneceğinizden eminim. Yemek işine girmeden önce Sırpça hakkında fikrimi bildirmek istiyorum. Sırpça, Rusça’nın yumuşama işareti ( мягкий знак ) olmayan hali. Yani Rusçanız iyiyse Sırpça yüzde yetmiş biliyorsunuz demektir. Ben hiç zorluk çekmedim. Hadi o zaman Belgrad’ın bohem sokağı olan Skadarlija‘dan başlayalım.

Continue reading “Yeme içme işleri : Belgrad gezisi” »

  1,194

Devamı

Kahvenin Avrupa’ya gelişi: Lviv gezisi

kulchichkiy1

Son zamanlarda değişik şehirlere giderken hikayesi olan kafeler arıyorum. İstanbul’da yok mu diye sorarsanız, çoğu benzer isimli, markalaşmış, tek örnek, AVM’lerin ilk katına sıkışmış kahvecilerden bahsetmiyorum. Masa sayısı mütevazi, kahvesi lezzetli, tasarımı özgün olan şehirli mekanlardan bahsediyorum. Bana kalırsa bu şekil kafeler aynı zamanda şehrin şehirliliğinin ( urbanisation ) de bir göstergesidir. Bahsettiğim tür kafelere Türkiye’de de Kırklareli ve Eskişehir’de rastlayabilirsiniz. Sanırım ne tür mekanlardan bahsettiğimi anlamışsınızdır.

Meseleyi dallandırmadan esas konuya giriş yapalım. Bugün size bir adamdan bahsetmek istiyorum – Yuriy Franç Kulchichkiy ( Юрій-Франц Кульчицький ). Bu adamın hikayesini Lviv’de duydum, çok ilginç buldum. Sizlerle de paylaşmanın yerinde olacağını düşünüyorum.

Continue reading “Kahvenin Avrupa’ya gelişi: Lviv gezisi” »

  962

Devamı