Yazlıklardaki demokrasi sorunu

yazliq

Yazlık, en temel tanımıyla okulların tatil olması ile yerleşilen, mümkünse bütün yazı orada geçirilen, çocukların gitmedikleri zaman ağlayacak kadar çok sevdiği, ergenlerin sıkıcı bulduğu, yaşlıların olmazsa olmazı yazlık tatil yerleridir. Benim gözlemim ise, yazlık, balkonlardan çalkalanmış mayoların sarktığı, sundurmasında bol miktarda mangal dumanını buruşturulmuş gazete ile dağıtmaya çalışan dedenin bulunduğu, genç ergenlerin babalarının arabalarını daha iyi yıkama yarışına girdiği, site içerisinde üç aylık komşularla topluca yaşanılan geçici yerlerdir.

Halkımızın rengi yeşil olan her metrekare alanda piknik yapma isteği malum. Şehirlerimiz de trafik çilesi ve betonlaşma sayesinde yaşanmayacak yerler olmaya başlayınca bu gibi yazlıkların çoğalmasına şaşmamak gerekir. Bizim yazlık Saros körfezinde bulunan Yayla sahilinde. İki sene önce yöneticisi ile konuştuğumda burada 6000 yazlık var diyordu. Bu hafta sonu yeni komşu sitenin de yerleşime açıldığını görünce bu sayının daha da arttığına inanıyorum. Üç aylık da olsa 7-8 bin ailenin ikamet ettiği bir yer hayal edin şimdi. Aile dediğimiz de üç kişilik çekirdek aile olarak düşünmeyin; dedenin etrafında toplanan çocuklar, torunlar, onların misafirleri, yazlık alamayan Almancı akrabalar, yazlığını yeni satmış eniştenin bir haftalık misafir gelmiş kızları derken toplam nüfus ortalama elli bine dayanıyor.

Peki bu elli bin nüfusun belediyecilik hizmetleri olan, yol bakım, çöp toplama, ilaçlama (sivrisineklere karşı yürütülen topyekun kimyasal savaş), vidanjör (bu olayı bana anlattırmayın) gibi hizmetleri kim sunuyor? Bizim yazlıkta bu işe talip sırf sınırları içinde kaldığımız için Keşan belediyesidir. Diğer yazlıklarda da durum farklı değildir; yazlığın coğrafi olarak bağlı bulunduğu belediye. Peki yazlık alanın nüfusu olan elli bin kişinin kaçı Keşan belediye seçimlerinde oy kullanmıştır? Ya da Keşan belediyesi bu hizmeti götürürken daha verimli çalışırsa bunun ödülünü bir sonraki seçimlerde alabilecek mi? Çok da kafa yormayın cevabı hemen yapıştırayım: HAYIR.  Örnek yazlık olarak ele aldığım Yayla sahili yazlık komşularının büyük çoğunluğu Keşanlı değil. Aralarında Edirneliler olduğu gibi, Kırklarelililer ve gidip gelmesi meşakkatli olsa da çokça İstanbullular da bulunmaktadır, ama Keşanlılar kesinlikle azınlıktadır. Özetle her gün çöpümüzü toplayan, sokağımızı süpüren, sineğimizi uyutan arkadaşları biz seçemiyoruz.

Bu yazıda amacım tabii ki, Keşan belediyesinin özverili çalışmasını görmezden gelmek değil, sadece bu düzende bir yanlışlık olduğuna dikkat çekmektir. Keşan belediyesinin durumu ortadayken, belediyenin elinde bulunan kıt kaynakları Keşan içindeki yerleşik ahaliye değil de, yazlıkçılara harcamasını nasıl izah edeceğiz? Gerçek demokrasilerde bu iş “Allah rızası” için yapılmaz, böyle bir durum söz konusu ise, toplumun önde gelenleri durum tespiti yapar, üniversiteler bu konuda araştırma başlatır, kamu yönetimi doktora öğrencileri kopyala yapıştır tez yazmayı bırakıp bu gibi konulara eğilir, devleti yönetenler de bu çarpık durumu yeniden düzenler.

Şimdi biz hangi aşamadayız bilmiyorum, ama benim önerim bu gibi yazlık yerler için geçici belediyelerin tesisidir. Yani yazlıkçı arkadaşın, belediye hizmetlerini alacağı yönetimi kendisinin seçebileceği ortamı hazırlamalıyız. Seçimler yine 4-5 yılda bir yazlık zamanları yapılabilir. (Seçimlere ciddiyet katmak için uygun kıyafetle gelme zorunluluğu bile getirilebilir) Bu geçici belediyelerin bütçesi, yazlığın adına kayıtlı olduğu insanların ödediği vergilerin bir kısmı ile hazine gelirinin belirlenmiş bir yüzdesinin nüfusa göre dağılımından oluşabilir. Geçici belediye çalışanları babaları tarafından yazlığa zorla getirilmiş, canı sürekli sıkılan gençlerin arasından seçilebileceği gibi, şehir belediyelerinde çalışanları tatil-yaz hizmetine göndermek şeklinde de seçilebilir.

Belki kastettiğim geçici belediyelerin tüm işlevlerini, görev bölümlerini, yetki ve sorumluluklarını bu yazı çerçevesinde ele almak mümkün değil, fakat benim amaçladığım en azından fikrin ortaya çıkması ve temel çerçevenin çizilebilmiş olmasıdır. İşin detayları ilk önce bu işle ilgili üniversite çevrelerinde belirlenmeli, belki özgün tezler şeklinde hazırlanmalı, daha sonra da kanun yapıcıya, yada parti yöneticilerini sunulmalıdır. Burada mesele demokrasinin ana prensibi olan oy veren kimselerin oy verdikleri kişiden hizmet alabilmesi prensibinin işletilebilmesidir.

Not: Bu yazdıklarım şimdilik sadece fikir. Yazlıklarımızı hala coğrafi olarak bağlı bulundukları, yazlığı yönetmeleri için oy vermediğimiz, bir sonraki seçimlerde hesap soramayacağımız belediyeler yönetiyor. Bu yüzden lütfen genel temizliğe dikkat edelim, en azından çöpleri, sahile değil, çöp kutularına bırakmaya özen gösterelim. Daha da ne diyeyim?

Okunma sayısı:  894

Bir Cevap Yazın