Sineklerin Tanrısı – William Golding

Sineklerin tanrisi

Bir yazara belirli bir romandan ötürü Nobel edebiyat ödülü  neden verilir? Yazım dili, akıcılık, tarz illa ki, önemlidir, fakat romanda farklı bir şey olması lazım, alışılmışın dışında bir şey. Sineklerin Tanrısı romanı da işte tam da öyle bir kitap, farklı ve alışılmışın dışında. Roman dememe bakmayın, aslında alegorik bir öykü. Şöyle ki, anlattıkları hiçbir kahraman, mekan, zaman ve olay gerçek değil sanki, hepsi dünyamızda olan bitenin birer gölgesi gibi. Bir bakıma, romandaki hikaye karakterlerin başından geçenler değil, toplumumuzun başından geçenlerdir. Kitaptaki her bir birey farklı bir kişiliği simgelemektedir.

Herhangi bir kitapçıdan temin ettikten sonra, arkasındaki yazıyı okuyup, sakın Mercan Adası kitabı ile kıyaslamayın. Zaten yazar da aynı kitaba göndermeler yaparak bu durumu yeteri kadar tiye almıştır. Şöyle ki, her iki romanın ana karakter isimleri bile aynı. Yalnız baştan söyleyeyim, Sineklerin Tanrısı bir çocuk kitabı değildir. Hikaye bildiğimiz Lost dizisi gibi başlıyor. Yaşları altı ile on iki arasında bir uçak dolusu çocuk kaza sonucu kendilerini ıssız bir adada bulurlar. Bundan sonra düzenle, kaosun, demokrasi ile faşizmin, iyi ile kötünün savaşı başlar.

Bildiğiniz üzere amacım kitapların özetlerini yazarak, insanları kitap okumaya soğutmak değil. O yüzden hikayeyi tabii ki, anlatmayacağım. Romandaki ana karakterlerin bana göre neleri simgelediğini anlatmaya çalışacağım. Eminim bu kahramanlara sizler de değişik, kendinize özgü anlamlar yükleyeceksiniz.

Sineklerin Tanrisi AltbaslikRalph: Demokrasinin simgesidir; bütün adadan duyulabilen şeytanminaresi şeklindeki deniz kabuğu onun elindedir. Akılcıdır; onları kurtaracak şeyin hiç sönmeyen ateş dumanı olduğunu bilir. Cesurdur; tek kalsa bile kabileye karşı meydan okur, sorumluluğu üstlenir. Bazen akıl tutulmaları yaşar, çünkü onun liderliği her şeyi bilen şefin liderliğinden farklıdır. Akil adamlardan fikir almaktan gocunmaz, doğuştan bir liderdir.

John: Faşizmin simgesidir. Oy birliği ile seçilmiş olan yöneticiyi kabul etmeme eğilimindedir. Kendisi şef olmak ister. Bunu yaparken her yolu mubah kabul eder. Belirli simgeler, giysiler, konuşma şekli ve ritüellerle korkmuş ve çaresiz topluluğu kendine bağlar. Mutlak diktatördür. İnsanların kafasında “Canavar” korkusunu yaratarak, kendisinin koruyucu olarak görülmesini sağlar.

Domuzcuk: Bilimin simgesidir. Toplumdaki akil adamdır. Canavar’a inanmaz, onun varlığını kabul etmez. Fiziksel özellikleri pratikliğini engelleyecek şekildedir; astım hastasıdır, miyoptur, obezdir. Yalnız kurtuluşun çaresi ondadır; onları kurtarmaya gelecek gemiye yerlerini bildirecek ateşi yakmanın tek anahtarına sahiptir.( Gözlük camının büyüteç olarak kullanılması şekli ile kuru yaprakların yakılması).

Simon: Ahlakın ve bütün iyi değerlerin simgesidir. Romandaki mutlak iyidir. Sineklerin tanrısını bulan odur. Diğer insanlardan farklıdır. Kendini onlara hizmet etmeye adamıştır; küçük çocuklara meyve toplar, barınak yapanlara yardım eder. Domuzcuk gibi, “canavar”ın olmadığını bilmez, ama “canavar”ın olmadığına inanır. İnsanın dinsel tarafıdır; insanlara canavarın olmadığını tek başına kanıtlar, kendini toplum için feda eder.

Roger: Mutlak kötülüğün simgesidir. İnsanın içindeki nefistir, öldürme dürtüsüdür, yakmak, yıkmaktır istediği. Faşizm gibi uygun ortamı bulunca, kendi ruhunu gizleyen maske ve üniformalara kavuşur, önceden bastırdığı bütün kötülükleri su yüzüne çıkar. Küçük çocukları işe yaramaz, ölmesi gereken ayak bağı olarak görür.

Karekterlere değinip sineklerin tanrısını anlatmadan geçmek haksızlık olur. Sineklerin tanrısı, üstüne sineklerin konduğu ölü bir domuz başıdır. İngilizlerin Beelzebub dedikleri şeytanın Kutsal Kitap’taki İbranice adı, Sineklerin Tanrısı anlamına gelen Ba-al-z-bub olduğu için de Golding kitabına bu adı vermiştir.

Yalandan yapılan bir avla gerçekten duyulan bir korkunun, çılgın kahkahalarla karışık gürültüsü geliyordu kumsaldan.

Pistiler; ama pislikleri, çamura düşen ya da yağmurlu bir günde kirlenen erkek çocukların göze batan pisliği değildi.

Okunma sayısı:  2,276

3 thoughts on “Sineklerin Tanrısı – William Golding

  1. Merhaba acaba Mercan Adas’nı okumayanlar bu kitabı okurken eksiklik hisseder mi?

  2. Gül Hanım, bunlar bir birinden bağımsız eserlerdir. İlk önce rahatlıkla Sineklerin Tanrısı’nı okuyabilirsiniz. Umarım çok keyif alırsınız.

Bir Cevap Yazın