Şaman duası – Rüstem Behrudi

saman duasi

Azerbaycan edebiyatı, özellikle şiiri çok derinden öğrenilmelidir. O kadar güçlü bir şiir altyapısı var ki, öğrendikçe deryasında boğulursunuz. Bir de aruz vezni bilginiz varsa, tadından yenmez. Yalnız son dönemde sosyal şartların da baskısı ile eskisi gibi güçlü şairler pek yoktur. En son Memmed Araz ve Nusret Kesemenli’nin ölümünden sonra Azerbaycan şiiri ve bu şiire ilgi malesef yetim kalmıştır. Kanımca bunun tek istisnası Rüstem Behrudi’dir. O bir şair değil, o bir yoldur, kendini giden.

Bugün Rüstem Bey’in pek kolaylıkla bulamayacağınız şiir kitabını tanıtacağım sizlere.  Aslında şiir kitabı nasıl tanıtılır ki, onu da bilmem. Şiir, üzerine yorum yapılacak bir şey değildir ki. En son Hemingway armutu tanıtmıştı böyle sulu sulu, ömrü hayatında hiç armut yememiş birilerine. Yalnız ben o kadar iddialı değilim. Karar verdim, farklı bir şeyler yapalım. Ben Rüstem beyin kaleme aldığı bir denemeyi aslından kullandığımız Türkçe’ye çevireyim, fikirlerini beğenirseniz zaten kitabının peşine düşmüşsünüz demektir.

I Mektup

Gündüzlerin akşamlara, gecelerin sabahlara karıştığı, geçmişle geleceğin birlikte var olduğu, olmayan bir yerdeyim. İblis’in hatıra müzesidir – olmayan yerdir burası. Cehennemde bir mevsimdir ömrüm benim.

Od, ateş – Cehennemdir bu,

Hem gurbet, hem yuvam burada.

Biten, tükenen her şeye

Hem sahip, hem evim, burada.

Günahlar ve günahkarlar, azap ve ızdırap, cılızlığa sığınmış muhteşemlik, harikuladeliğe sığınmış kabulleniş. Alevler içinde dans eden insanlar… Ve ben – ateşler içinde bir damla su. Ve bir de – ateşlerin yapraklarına dokunamadığı kıpkırmızı elma çiçekleri. Ve bir de, bir de ateşten gömlek giyenlerin kırmızı elma çiçeklerine uzanmış kıskanç bakışları. İblis’in hatıra müzesidir burası:

Okşar beni çiçek çiçek

Alevden giydiğim gömlek.

Ben mekansız Tanrı gibi,

Hem ateş, hem külüm burada. 

shaman duasiSen artık kalbimde değil, kalbimin içindeki kandasın. Boğuluyor musun? Ben sonbaharın oğluyum, sen ilkbaharın kızı. Ben ayrılıkların, rüzgarın, yağmurun, bulutun adamıyım, sen tepeden tırnağa açmış elmaların kırmızı çiçeklerinin. Bende sapsarı yaprakların, yapraklarından önce ölen ağaçların hüznü var, sende o kıpkırmızı elma çiçeklerinin sevinci. Bu sevinç o hüzünde defnolunacak. Ben senin tabutunum.

 

 

Sen içi sevda dolu

Ben cehennemde bir mevsim.

Ben huzurun tabutu, 

Sen bana sığan avsın.

Sende kendi tabutuna uzaktan bakan insanın korkusu var, bende taşıyacağım cenazenin ağırlığından doğan azap ve ızdırap. Sen kanatları azaplarımın cehennem yükünden titreyen bir melek, ben senin ruhuna tapınmış fahişeler fahişesi yaratık. Bir melekle fahişeler fahişesi yaratığın beraber sığındığı bir yerdeyim. Cennetten ateş, cehennemden bir az su var buralarda.

Söyle ne var, ne var ebedi,

Ey ateş, ruhumun mabedi.

Neden insanlar bilmedi

Hem son, hem başlangıcım burada.

İblisin hatıra müzesidir burası.

 

II Mektuprustem b

Cehennemde bir mevsimdir ömrüm benim.

Cehennemde bir mevsim,

Bir mevsimdir bu ömür.

Bu ne oddur külü yok,

Ne candır “yandım” demez.

Cehennem günahlarımızla yaşıyor bizim. Tanrı beni böyle yaratmadı. Ateşin ne olduğunu anlamak için ben kendim seçtim cehennemi ve kendim atıldım ateşlere. Seni ateşlerin içinde gördüm. Sen cehennemde donan bir meleksin. Ben ateşlerle oynayan bir söz adamı. Cehennem ateşleri karışmış sözlerime. Üşüyor musun?

İncil, Tevrat, Kur’an beni anlatmaz, anlatamaz. Sen beni dert çektiğim zaman gör. Ateşler içinde yalnızlık ve tenhalığın heykeli gibi yüzümdeki, gözlerimdeki ızdıraba bak. Hıçkırarak ağlarsın.

Ateşlerimle cehennemde donan bir meleğin üstüne yürümenin acısını kıpkırmızı elma çiçeklerine sevdalı bir adama anlatmak zordur. Cehennemde bir mevsimdir ömrüm benim. Dua, tövbe, sevap, günah delidir, sersemdir buralarda.

Ben cehennemde bir mevsim…

Mevsimi var her kesin.

Günaha giriyorum her gün,

Ki, sönmesin ateşlerim.

Bir yol var önümde, sana varmamış bitecek. Bir ev var kapısız, penceresinde yalnızlık ekilmiş. Nereden geldiğimiz, nereye gittiğimiz belli olmadığından yer yüzüne görüşme yeri gibi bakmaktan başka çaremiz yok bizim. Gök yüzünde sevip, yer yüzünde yaşamanın acısı, hüznü var canımızda. Olmayan bir yerdeyim ben.

İçimi dolduracak

Bana güzel ne desen;

Bir yürek parçalayan

Ümitsizlik, bir de sen.

Kıpkırmızı elma çiçeklerinin mevsimi bitti artık. Cehennemde bir mevsimdir ömrüm benim.

 

Okunma sayısı:  2,617

One thought on “Şaman duası – Rüstem Behrudi

  1. Çıxım gedim, mən özümə ayrı bir məzar qazım ?
    Yoxsa yenə əvvəlki tək, bu sərgərdan ruhumla mən,
    Tənhalığa dönüm yenə?
    Sən olmasan hansı mələk sənin kimi hönkürəcək,
    Yas tutacaq mənim kimi bir şairin ölümünə?

    Qələmi dil açıb danışan şairdir Behrudi.

Bir Cevap Yazın