Soma’daki maden felaketi üzerine

soma

Artık dört gündür ulus olarak yastayız. Açıkçası son dört günde yaşananlar bazı şeyler hakkında fikirlerimin değişmesine neden oldu. Bunları bir birinden bağımsız olarak sıralamaya çalışacağım. Yalnız önce, bunun gibi felaketlerin yaşanmaması için gereken adımları belirlemekte yarar var.

- Yaşadığımız bu elim kaza her ülkede, her şehirde yaşanabilirdi. Soma’da yaşandı. Burada önemli olan bizim bu gibi felaketlere ne kadar hazırlıklı olmamızdır. Her depremden sonra sismolog kesilen kahve ahalisi gibi, maden kazalarından sonra da maden uzmanı kesilmenin hiçbir yararı yoktur. Yapılması gerekenler şunlardır:

  • Vicdan normlarında hukuksal alt yapının oluşturulması
  • Oluşturulan kanun ve yürütmeliklerin uygulanmasının bağımsız şekilde denetlenmesinin sağlanması ( kanun ile güvence altına alınması )
  • Kanun koyuculardan başlayarak, deneticilerin, şirket sahiplerinin, ustabaşıların, bu gibi kazalarda ihmal ve istismarı olan herkesin hesap verebilmesinin sağlanması ( kanun ile güvence altına alınması )

Bence bu üç unsur oluşturulduktan sonra yaşayacağımız kazaları sadece maddi kayıplarla atlatabiliriz. Aksi taktirde her kazadan sonra aynı konuların tekrarı kaçınılmaz olur.

- Kaza sonrası soğukkanlılığı korumak. Kazadan sonra telaşa, korkuya, çok başlı yönetim şekline izin vermeden, etkin ve anlaşılabilir bir şekilde kaza sonrası yönetimi kurulmalıdır. Burada en önemli konu doğru bilgilerin tek kaynaktan, zamanında, kuşkuya yer bırakmadan verilmesidir. İletişim kanalları açık olmalı, gerekirse bütün çalışmalar maksimum şeffaflıkla halka aksettirilmelidir. Genel kanının kayıp sayısının yetkililerin açıkladığından daha fazla olduğu şeklinde oluşması toplumda ciddi infial oluşturur. Bu şekil Sovyet tipi kurnazlıklara başvurulmamalıdır.

- Her bir kurumun kaza sonrası son derece dikkatli demeç vermesi gerekmektedir. Yaşanan kazalar, doğal afetler milli birliğin, yurttaşlar arasında dayanışmanın en yüksek seviyeye ulaştığı anlardır. Bu istisna zamanları kendi çıkarları için, eski husumet veya rekabetleri için kullanmak tabii ki, ahlak dışıdır. Yalnız ülkeyi, bölgeyi, madeni yönetenler de başarılı oldukları zaman en büyük alkışı nasıl hakediyorlar ise, başarısızlık zamanı da bunun hesabını vermelidirler. Yapılan ihmal ve istismarı felaket genellemesi yaparak geçiştirmemelidirler. İşin manevi tarafı olan kader, felaket, şehitlik kavramları yetkin kurum olan Diyanet İşlerine bırakılmalı, somut iş görmek için seçilmiş ve atanmışların kendi dünyevi görev ve sorumluluklarının farkındalığı içinde elle tutulur çözümler üretmeleri gerekmektedir.

Bunu bir sınav olarak görebilirsiniz. Bir kazadan diğer kazaya kadar kanun koyucudan hükumete, denetçiden mühendise kadar herkesin hazırlanma, sınava çalışma zamanı mevcuttur. Kazalar, savaşlar ve doğal afetler toplumların karşılaştıkları bir çeşit sınavlardır. Ders zamanı nasıl hazırlık yaptığınız, sınav sonucu aldığınız not ile ortaya çıkacaktır.

Soma faciası zamanı tuttuğum bazı notlar:

  • Sedyeyi kirletmek istemeyen madenzede. O telaş anında söylenen sözlerin kesinlikle aile terbiyesi ile alakası yoktur. Bu komşunun temiz evine girerken kapıda ayakkabı çıkarmaya benzemez. Bu yılların getirdiği ezilmişliğin, hor görülmüşlüğün, zaten işini yapmak zorunda olan memurun, amirin önünde ceket iliklemişliğin getirdiği ağır baskıdır. O işçi kardeşim, öz kardeşinin naaşını Diyanet İşleri’nin cenaze arabasına koysa acısından arabayı değil kafasını yumruklar. O işçi kardeşim, rüyasında bile PTT memuru görse önünü ilikler. O işçi kardeşime verdiğimiz değer değişmedikçe, daha çok ciğerimiz yanar.
  • Madende ölenler hakkında yorum yapan kadın.  “Bu Soma denilen yer İzmir’e yakın. Zaten onlar içki de içerler, her türlü pisliği yaparlar, oy verdikleri parti de malum. Bu maden göçüğü, Allah’ın onlara gönderdiği felaket. Hala ders almıyorlar.” Bu konuşmayı komşumdan duyduktan sonra hiç yorum yapmadım. İnanın çok zor. Cehaletin geldiği noktaya mı yanayım, insanlıkla bu ablanın inandığı şeyin ne kadar farklı uçta olduğuna mı? Acaba orada ölenlerin hepsi Hristiyan yada Budist olsa, sevinecek miydi? Acaba kayıp ya da kaçırılan Malezya uçağı yolcularının akıbeti bu ablayı sevindirmiş midir?
  • Komplo teorileri. Maden faciası aslında Gezi eylemlerinin yıl dönümüne neden denk geldi? Bütün bunları birileri planlamış, arkadaş! Aklıma hemen şu cümle geliyor. Birlik ve beraberliğe milletçe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde dış mihraklar ve onların içerideki işbirlikçileri…

Hani başta dedim ya, bazı şeyler hakkında fikirlerim değişti diye. Bence bizlerin bu ülke, bu halk için yapabileceklerimiz sınırlı artık. Yapabileceğimiz en güzel şey çocuklarımıza kitap okuma alışkanlığı kazandırıp iyi bir eğitim vermek olmalı. Sonra da bütün bu fikirlerimizin, düşüncelerimizin, ideolojilerimizin bir koca maden altında batması lazım. Batması lazım ki, o enkazın üstünde yeni bir yapı yükselebilsin.

 

Okunma sayısı:  660

One thought on “Soma’daki maden felaketi üzerine

Bir Cevap Yazın