Nesimi gazellerindeki saklı ayetler

kelimei sehadet kopya

Bana göre klasik doğu edebiyatının düşünsel anlamda zirve noktası gerçek ismi Ali olan İmadeddin Nesimi’dir. Çağının diğer alim-şairleri gibi lafı dolandırmamış, insanı evrenin ve sanatının merkezine yerleştirmiştir. Onun için korkak, güçlü, zengin, kurnaz insan yoktur, sadece iki çeşit insan vardır; Kamil insan ve Cahil insan. Ona göre insan başta cahildir, öğrendikçe gelişir ve en sonunda kamil olur. Kamil insan ise Tanrı’nın bütün meziyetlerini yüzünde taşır, tanrısallaşır ve enelhak  (Ben Hakkım) der. Nesimi cisim ve can sahibi olan insanın dünya ve kainata sığmamasını, onun akli ve manevi büyüklüğünde görür. On dördüncü yüzyılda yaşayan şair, doğu düşünce sistemine erken rönesansı yaşatmıştır .

Bütün eserlerinde insanı anlatan Nesimi, onu Kur’an-i Kerim’in harfleri ile anlar, ayetleri ile betimler. Bir çok gazelinde ima yapmayarak, Kur’an’dan direkt alıntılar yapar. Bu yazımda içinde ayetler saklanan gazellerden bazılarını anlatmaya çalışacağım. Nesimi şiirlerinin büyük çoğunluğunu Azerbaycan dilinde yazmıştır, kolay anlaşılabilsin diye günümüz Türkçesine tercümeye ve izaha çalışacağım.

Ey yüzün “nesrün min-Allah”, vey saçın “fethün garip”

Ey beşer suretli Rahman, vey meleksima habip.

Ey yüzü “Nasrün min-Allah”ı ve saçı “Fethün garip”i hatırlatan güzel, ey insan kılığına girmiş yaradan ve ey melek görünümlü sevgili.

Burada “Nasrün min-Allah” ( Yardım sadece Allah’tandır ) ve “Fethün garip” ( Fetih çok yakındır ) Kur’an-i Kerim’den alınmış ayetlerdir. ( Saf Suresi 13.ayet ) Bu ayetin seçilmesi kanımca ayette geçen müjdeleme ile ilgilidir.

Zulf-u ruhsarımdır “Er rahmanu alel arşisteva”

Kabenin mihrabı kaşm, fitneli aynen hatip.

“Er rahmanu alel arşisteva” ayeti senin yüzünden süzülen saçın ile yanağında yazılmış. Kaşın Kabe’nin mihrabı, fitne saçan gözün ise hatiptir. “Er rahmanu alel arşisteva”,” O Rahman ( kudret ve hakimiyyetiyle) Arş’a hakim oldu” anlamında ayettir. ( Taha Suresi 5.ayet )

Suretin lövhinde indirdi kelamı Cebrail,

Ey cemalin hak kitabı “İnnehu şey’ün acib”

Cebrail, Allah’ın kelamını senin yüzünün sathına ( yüzeyine ) indirdi. Ey yüz güzelliği Allah’ın kitabı olan sevgili, o “”İnnehu şey’ün acib”dir. Yani elbette şaşılacak şeydir. ( Hud suresi 72.ayet )

Ey yanağın suresi “veşşems” yüzün ayeti,

“Hazihi cenneti adni fedhuluha halidin.”

Ey yanağının suresi “veşşems” ve yüzünün ayeti “Hazihi cenneti adni fedhuluha halidin” olan sevgili! Yanağının suresi, ismini ilk ayetinden alan Kur’an-i Kerim’in 91. suresi olan Şems suresidir. Bu surenin ilk ayeti böyle başlıyor: “Veşşemsi veduhahe” ( Güneş’e ve onun parıltısına ). “Onlar ebedi olarak adn cennetine girmişlerdir” anlamına gelen “Hazihi cenneti adni fedhuluha halidin” başta Zümer Suresi 73. ayet ve cennetle ilgili bazı ayetlerin parçalarından oluşmuştur.

“Kulli şeyyün halike” veçhinden ayrı şey değil,

Ey hidayet semi yüzün, vey saçı “hablü-l metin”.

“Kulli şeyyün halike” senin yüzünden başka bir şey değildir. Ey yüzü doğru yolu gösteren mum ve saçı “hablü-l metin” olan sevgili!

Kulli şeyyün halike – her şeyi O yaratmıştır anlamındadır ve kuvvetle muhtemel Zumer Suresi 62. ayetten alıntıdır. Ayette böyle der:” Allahu haliku kulli şeyyin ve huve ala kulli şeyyin vekil” ( Allah her şeyin yaratıcısıdır ve O, her şeye vekildir. ) Mısranın son kelimesi olan “hablü-l metin” ise arapça kuvvetli ip demektir, ve İslamiyet anlamında kullanılmıştır.

Kıblemizdir suretin elhamdülillah, ey nigar,

Ta ebed “iyyake na’budu, min cemalek nestain.”

Ey put gibi güzel olan sevgili! Şükürler olsun ki, yüzün kıblemizdir. Sonsuza kadar “iyyake na’budu, min cemalek nestain.” yani “ancak sana kulluk eder ve senin cemalinden yardım isteriz. Bu ifade de hepimizin malumu Fatiha Suresi 5. ayetin anılmasıdır.

Kur’an-i Kerim’i bu kadar derin bilen ve büyük bir ustalıkla şiirin içinde kullanan şair zamanının uleması tarafından anlaşılmamış, dinsiz diye takip edilmiştir. En son Halep şehrinde ele geçirilmiş ve derisi soyularak infaz edilmiştir. Nesimi’nin büyüklüğü bu infazı bile “Ağrımaz” gazelini söyleyerek kabul etmesindedir. Şairin ölüm fetvasını veren zahit ( dindar kimse, din adamı anlamında), “Nesimi’nin kanının deydiği yerler kesile” diye hüküm verir. Kaderin cilvesidir ki, infaz sırasında şairin kanı fetvayı veren zahidin parmağına sıçrar. Parmağı kesilmesin diye elini arkasına saklayan zahit, yine aynı gazelde cevabını alır. Bu gazelin tam metnini aşağıda paylaşıyorum.

Câne sen candan ne kim gelse, ciğerler ağrımaz,

Hak bilir, bir zerre neşterden damarlar ağrımaz.

Şaha, mehrinden midir, yâ âşinâlıktan mıdır,

Cismimi ser tâ kadem bin kez yararlar, ağrımaz.

Fetvasından zahidin nâhak beni ger soyalar,

Gam değil senden- şehâ, görçek damarlar ağrımaz.

Zahidin efsânesinden soydular nâhak beni,

Hak bilir senden, şehâ, sâhip nazarlar ağrımaz.

Şişemi çün taşa çaldım, Hakkı izhâr eyledim,

Çeşm-i ahval ağrıdan arif beşerler ağrımaz.

Zahidin bir parmağın kessen dönüp Haktan kaçar,

Gör bu gerçek âşığı serpâ soyarlar, ağrımaz.

Cehl-i nâmerdin kaçan meydan gününde yeri var,

Er bilir meydân kadrin kim, kadirler ağrımaz.

Soyun, ey murdar sallahlar, Nesîmînin tenin,

Bunca nâmerdi görün, bir er kıyarlar; ağrımaz.

Nesimi_FilmBu konuda dillerde dolaşan bir başka rivayeti de paylaşmak isterim.

Şairin derisi soyuldukça kan kaybeder ve sapsarı kesilir. Bu haldeyken infazcısıyla arasında şöyle bir diyalog geçer:

- Sen ki, Hak’tın, peki neden rengin sarardı? ( Nesimi kendine Enel Hak – Hak benim derdi. Hak – Allah (c.c) isimlerinden biridir. )

- Ben ebediyet ufuklarında doğan aşk güneşiyim. Güneş de batarken sararır.

Okunma sayısı:  11,502

Bir Cevap Yazın