Ana, ben şehit oldum.

Karabağ hakkında bir yazı yazmak için kolları sıvadım. Çok şeyim vardı anlatacak. Karabağ savaşını, Azerbaycan’ın bahtsız jeopolitik durumunu, ülkenin her zaman diliminde aç gözlü komşularından dolayı toprak kaybettiğini anlatacaktım. Türk insanının bu konuda çok bilgi eksiğinin olduğunu, buradan bakınca sadece verilen toprakların göründüğünü, ama Karabağ’da bu topraklar için canından geçen 20.000 canın görülmediğini anlatacaktım. Araz nehrinin güney ve kuzey diye böldüğü iki Azerbaycan’ı anlatacaktım. Sonra da sözü son günlerde ermenilerin yeniden ateşlediği savaşa getirecektim. Azerbaycan Türkçesinde bir ata sözü vardır: ” Arkalı köpek, kurt basar!” ( Sahibi olan köpek, kurdu yener ) Azerbaycan’ın politik durumunu bu ata sözü ile anlatacaktım sizlere.

Sonra bir müzik dinledim, ve yazmamaya karar verdim. Lütfen siz de Azerbaycan Türkçesindeki bu gitarın sesine kulak verin. Eminim sözlerini anlayacaksınız. Anlamasanız da olur, sadece dinleyin.

Okunma sayısı:  233

Devamı

Bir sürgünün hikayesi – Karşı satranç

Korchnoi

Ben bu yazıyı yazmaya başlarken Moskova’da devam eden 2016 FIDE Adaylar satranç turnuvasında son maçlar oynanıyor. 7.5 puanla GM Caruana ve GM Karjakin ilk iki sırayı paylaşıyorlar. GM Anand‘ın hala şansının devam etmesine rağmen, muhtemelen dünya şampiyonu GM Carlsen‘ın karşısındaki masaya bu iki genç ustadan biri oturacak. Yaşımın yettiği bütün satranç dünya şampiyonalarını izlemiş biri olarak, bu turnuvaların sadece turnuva olmadığını çok iyi biliyorum. Satranç, belirli bir zamanda, en yüksek konsantrasyonla en etkili kararları verebilme sanatı olduğuna göre, dünya şampiyonaları bu şartlara sahip en etkili insanın, dolayısıyla da, en “akıllı” insanın seçilme yerleridir. Hal böyleyken, oyunun içine, en “akıllı” insanın kendi ulusundan çıkmasını arzulayan oyun dışı istekler ve politikalar giriyor. Bu çerçeveden bakarsak, bir çok dünya şampiyonası maçları hipnoz, para-psikoloji, sarı perdeler, aynalı gözlükler ve b. spekülasyonların gölgesinden kurtulamamıştır. Viktor Lvovich Korchnoi‘un hikayesi bütün bu satranç dedikodularının azami yaşandığı bir sürgün hikayesidir.

Continue reading “Bir sürgünün hikayesi – Karşı satranç” »

Okunma sayısı:  415

Devamı

Osmanlı’ya bakmak – İlber Ortaylı

Osmanliya bakmak

Türkiye’de tarihe ilgi duyan herkesin İlber Ortaylı okuduğu aşikardır. İlber Ortaylı’nın Halil İnalcık hoca gibi tarife de, anlatıma da gereksinimi yoktur. O yüzden bu yazıda sizlere kitabı tanıtmaktan çok hocanın değindiği bazı konular hakkında kendi yorumlarımı sıralamayı düşünüyorum. Öncelikle İnkilap yayın evinden çıkan bu kitabı çok zevkle okuduğumu belirtmek isterim. İlber Ortaylı’nın her kitabı gibi, Osmanlı’ya Bakmak – Osmanlı çağdaşlaşması kitabı da genel okuyucuya hitap eden, yorulmadan okuyabileceğiniz, sohbet tadında bir kitap. Bazı bölümleri tarihle daha iç içe olanlar, belki tarih bölümü öğrencileri için düşünülse de, genelde Türk okurunun kolayca anlayacağı şekilde kaleme alınmıştır. Kitapta gündemi de ilgilendiren, Türkiye’nin parlamento ve seçim geleneğine genişçe yer verilmiş.

Continue reading “Osmanlı’ya bakmak – İlber Ortaylı” »

  949

Devamı

Çözüm önerisi

watermarked-IMG_0112

Aslında herkes farkındadır ne kadar kötü bir zamanda yaşadığımızın. Bir tarafta gırtlağımıza yapışmış terör, bir tarafta çevre duyarsızlığı, nepotizm, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, tecavüzler. Toplumun genel eğitim düzeyinin istenen seviyeye gelememişken, her geçen gün bir basamak geri gitmesi. Sadece son yıllarda üniversiteye giriş sınavındaki ortalama başarımıza bakmak bir çok şeyi açıklıyor. Komşumuzda süren insanlık dramının getirdikleri de bu kanayan yaramıza tüy dikecek. Daha Almanya’daki stadyumlara asılmış Türkçe “mangal yapmayınız” uyarı levhalarının hatırası tazeyken biz dil bilmeyen, görgü tanımayan, kültür kelimesi ile zıt bir toplulukla aynı mahallede yaşamak zorunda bırakıldık. Yollar dilenci, sokaklar karın tokluğuna çalışmaya hazır, Türkçe konuşamayan, kullanılmış çocuk bezini sokağa bırakacak kadar kültür yoksunu insanlarla doldu. Kendi ülkesindeki savaşı bırakıp gelmenin yıkık psikolojisi ile ezilmiş insanların yarasını sarmaya çalışacağız. Yazmakla tükenmez, ama bir çok problemimiz var ve hepsinin ana kaynağı cehaletimiz.

Continue reading “Çözüm önerisi” »

  444

Devamı

Yeme içme işleri : Belgrad gezisi

watermarked-IMG_2555

Bakmayın yeme içme dediğime, genelde iş için seyahat ediyorum. Yine iş için gitmiştim Belgrad’a. Fakat bu defa bir değişiklik yaptım, Belgrad’a eşimle gittim. Hal böyle olunca şehri daha çok gezme fırsatı buldum. Çok beğendiğim, özgün bulduğum bazı yeni mekanlar keşfettim. Aşağıda bazılarını sizlerle de paylaşacağım. Kış zamanı gittiğimiz için bolca karlı bir Belgrad gezisi oldu. Hava soğuk olunca ısınmak için vurduk kendimizi kafelere, restoranlara. İşin bir de gezmeli görmeli yerleri var tabi, ama o konuyu bir sonraki Belgrad yazısına bıraktım. Onu da çok beğeneceğinizden eminim. Yemek işine girmeden önce Sırpça hakkında fikrimi bildirmek istiyorum. Sırpça, Rusça’nın yumuşama işareti ( мягкий знак ) olmayan hali. Yani Rusçanız iyiyse Sırpça yüzde yetmiş biliyorsunuz demektir. Ben hiç zorluk çekmedim. Hadi o zaman Belgrad’ın bohem sokağı olan Skadarlija‘dan başlayalım.

Continue reading “Yeme içme işleri : Belgrad gezisi” »

  451

Devamı